iki-bin-on-iki biterken

Uzun bir aradan sonra yeni bir yaziyla karsinizdayiz dostlar. Neredeyse sene olacak bir parca not dusmeyeli suralara. Umarim ozlemissinizdir bu leylek dostlarinizdan 3 kelam laf duymayi.

Bu yazida aslinda oyle uzun detayli bir seyahate deginmeyecegim. Soyle aradaki uzun boslugu doldurmak icin kisa bir ozet gececegim bu yil bitmeden. Bir suru yeni macerayla aslinda gayet dolu bir yil oldu diyebilirim. Artik calisiyor olmanin yarattigi yogun/yorgun hayat telasindan olsa gerek yazilar hep gume gitti, ancak kendimize zaman ayirabildigimizden. Neyse o maceralar hep bizle, oturdukca dostlarla geyik masasinda anlatilir zamanla, sozle de olsa.

Kocamaaan dolu dolu bir yil neresinden baslasam acaba. Ben bile hatirlamiyorum en son hangi hikayeyi aktardigimizi, guney adanin kuzeyinde yagmurlar seller otostoplar yuruyuslerde mi kalmistik gecen sene yine bu zamanlarda? Arada 1-2 ufak ozet yazida belki dusulmustur. Neyse, en hizli en kisa sekilde ozetleyeyim iyisi mi.

Sene basinda somestr tatilini firsat bilen anne leylek “aman da yol cok uzun” falan demeyip atlayip gelmisti dunyanin bu uzak kosesine, Greenwich’e gore gunesi ilk karsilayan memlekete. Ona tatildi ama bana degildi ne yazik ki. Neyse ki As ile bolca gezip tozabildiler Auckland ve cevresinde, benim yoklugumda. Bir de sansimiza uzun hafta sonu (long weekend) diye adlandirdiklari bir pazartesi tatili vardi o sira, bu da bize 3 gun kuzeye kacma sansi tanidi. Devasa kauri ormanlari, bay of islands kacamagi, gunluk orman kampi, temiz hava bol gunes, tadini cikardik kuzeyin. Gitmesinden bir gun evvelde termal aktiviteleriyle meshur Rotorua’ya gittik, sicak sularda vucudu yumusatmak, bozuk yumurta kokusundan nasibimizi almak icin.

Gectigimiz yaz bolca kite-surf yaptik (ya da yapmaya calistik mi demeliyim :) ), haftasonlarinda gunubirlik kumsal, orman kacamaklari yaptik. Benim bolca muzik bulusmalarim oldu grup arkadaslarimizla. Gecen yaz berbat hava durumlari sebebiyle oyle dolu dolu yuzmeyle veya snorkel gezileriyle gecmedi ne yazik ki. Ancak damagimizi islatti deniz, umariz bu sene daha iyi gecer.

Bir baska uzun haftasonunda da 3 gunlugune eeen kuzeye Cape Reinga’ya kactik. Tazman denizi (bir nevi hint okyanusu) ve pasifik okyanusunun bulustugu kuzey adanin kuzey burnuna. Dunyanin en buyuk iki su kutlesinin bulusup birbirine ustun gelmek icin dalgalarini nasil carpistirdigina sahit olduk.

Bir baska seyahatte hipi kasabasi ve surf/kite cenneti Raglan civarina dustu yolumuz. Ne zaman kendimizi yola atsak hep yagmurlar firtinalar dovdu bizi nedense bu sene. Umariz sadece 2012’ye has kotu bir sezon olarak kalir.

Yeni Zelanda yollarinda burdan suraya, surdan buraya...

Yeni Zelanda yollarinda burdan suraya, surdan buraya…

Irili ufakli hikayelerden belki de yegane yazmaya deger, ustelik asya seyahatini aratmayacak kadar da yogun olan seyahatimiz temmuz ayinda tekrar avrupaya ve Turkiye’ye ayak basisimiz olmali. “insan oglu kus misali” ile yazi girisimini yapmis olmamiza ragmen devami gelmedi su ya da bu sebepten, konmak bilemedi hikayenin leylekleri. Ilginc yazilar cikardi, eger biraz daha motive olup tembellik yapmasaydik. Yine de As’in notlari arasindaki yerlerini aldilar. Isin gercegi ozledigimiz o kadar cok sey vardi ki surekli bir seylere dalip gidiyorduk. Ne mi yaptik bu 1 ay?

Amsterdam'dan Mersin'e

Amsterdam’dan Mersin’e

Bir suredir ozledigimiz yollara donmek adina, direk Turkiye’ye degil dogru Amsterdam’a uctuk diyerek baslayayim. Bu kadarindan belki bahsetmisizdir. Bizi orada can dostlarimiz Nida ve Dogan karsiladi. Cok istemistik biz NZ’ye yerlestikten sonra onlar da gelse buralara diye ama Avrupa’dan oteye acilmak istemediler, olsun gayet de iyi yaptilar.
Bizi tam takim kamp malzemeleriyle doldurulmus arabalariyla karsiladilar. Ver elini Avrupa bir bastan bir uca, hedefimiz Mersin :). Ilk haftayi sirasiyla Amsterdam, Koln, Linz, Viyana, Budapeste, Belgrad, Uskup ve Selanik’te durmak suretiyle gecirerek, Ipsala sinir kapisinda bitirdik. Koln’de As’in sevgili teyzesinde kalip, kalem gibi sarmalari mideye indirip, yiyemedigimizi de cebimize doldurduktan sonra, Selanik haric diger yerlerde cadir kamplarinda kaldik. Vatana girmeden evvel son gece, Selanik’teki rum meyhanelerinden birinde felekten bir gece caldiktan sonra yakin ve ucuz bir otel odasinda konakladik. Yolda nedense biraz huysuzcanaydim. Belki dostlara, eski aliskanliklara kavusma sabirsizliginda yanarken biraz fazla gerdim seyahati, dilimiz surctuyse affola :). Ehliyetimi kaybetmis oldugum icin yolda tatsiz birsey olmasin diye hic direksiyona da gecmedim. 3-5 bin km yol Dogan’in omuzlarina bindi kulliyen, biraz zor oldu. Saglam soformus, dayanikli cikti. Herseye ragmen unutulmayacak seyahatler arasinda yerini aldi; sinir gecisleriyle, yemekleriyle, bir suru aniyla ve fotografla bir baska sefere anlatilacak detaylariyla.

Avrupayi asip gectikten sonra gece yarisi giris yaptik vatana. Ipsala ayrica anlatilmali, yine bir baska sefere. Ilk durak gece 3’te yakin arkadaslarimdan birinin ailesinin Geyikli’deki evinde oldu. Ertesi gun Altinoluk’ta Dogan’larin evde. Bu arada cok guzel bir tesaduf oldu, degerli Kadir amcamizla karsilastik ve soyle birkac saat oturup sohbet ettik doya doya. Ulkeye cuma gunu sabaha karsi girmistik, henuz dostlarin gelmesine 1 mesai gunu daha vardi. Ama inanmazsiniz en yakin dostlarimizdan firsat yaratabilenler, cumartesi sabah 6’da dikildi yani basimiza. Erdogan ailesi ve Dogukan ailesi cuma gunu is cikisi yukleyip kamp malzemelerini dokulmusler yola (aslansiniz, kaplansiniz!). Assos’ta kamp, Kaz Daglari’nda kamp, Cunda Adasi’nda kamp. Ver mangala eti sogani, acilsin buyukler, issizligin ortasinda sarkilar turkuler… Ne yazik ki Assos’taki bana gore en guzel geceye Nida’lar aile ziyareti sebebiyle 2 gunlugune yanimizdan ayrildiklari icin katilamadilar. Ozleminden catladigim hayalimdeki geceyi orada gerceklestirdik. Finali gecenin 3’unde 4’unde karpuz catlatan soguk denizde yaptiktan sonra cadirlari kizlara birakip, biz erkekler sagda solda asili hamaklarda uyuduk zeytin agaclari arasinda.
Sanmayin gunler gecti, pazartesi direk mesai’ye dondu 2 arkadas, pazar gece yarisi 1 gibi bitirdigimiz bir baska guzel cilingirden kalkip. Biz de Cunda’ya gectik, sakizli dondurmamizi yeyip, Ayvalik’ta Imdat Abi’lerde aldik solugu. Tas evde muhtesem bir aksam gecirdik, pek hos bir sohbetle.

Sonraki gun guneye guneye devam ettik. Bir gece de Denizkoy’de, sevgili Esin teyzemizde konakladik. Gozagrimiz Inbuku’ne kadar gittik. Sonra daha once gitmedigimiz Bozburun’da Anne leylekle bulustuk kendisinin en sevdigi dostlarindan Melahat teyzelerin evinde. Ayni gece yillardir gormedigimiz eski bir dost, doktor Ugur sairane bir surpriz yapip motoruna atlayip gelmis. Ne kadar sasirdigimizi anlatamam. O gece de bolca sohbetle gecti.

Ertesi gun oradan ayrilip artik Mersin yoluna dustuk. Antalya-Mersin arasi tehlikeli ve uzun diye Konya uzerinden gitmeye karar verdik. Keske vermeseydik. 5 kita gectik 5 deniz astik, Hindistan’i, Cin’i, Avrupa’yi bir bastan bir basa katettik zerre birsey gelmedi basimiza. Canim vatanimda daha 6. gunde, ustelik biz arabanin icinde bir benzincide kestirirken lastigimizi bicaklayip arka camimizi kirarak annemin cantasini caldilar, ustelik kameralar onunde. Belki uyansak bi de canimiza kast edeceklerdi. Bize geri kalan 3-4 gunu nasil zehir edeceklerini bilmeden pahada sifir, evrakta pek kiymetli bir cantayi alip gittiler. Cok uzulduk, madden zarar gorduk ama calinandan degil, kaskodan. Hele bir de bunca seyahatten sonra vatanda olunca cok agrimiza gitti. Nereye gidiyoruz bir durup dusunmenin vakti gelip de geceli cooook yillar oldu ama dusunup fikir uretebilecek, yon verip uyandiracak kimse kalmadi sokakta zaten. “Gez dunyayi, gor Konya’yi”, diye ozetledi babam maceramizi, gunler sonra. Ilk soylendigi zamanda muhtemelen baska bir anlama gelen bu atasozuyle…

Mersin’e vardigimizda dogru Camliyayla’ya attik kendimizi, yorgunduk, saskindik, uzgunduk… Aileye sigindik kosaradim. Ertesi sabah babam geldi Istanbul’dan. Butun buyuklerimiz, maa-aile toplandik bir araya. Yaylalarda gezdik, akraba ziyaretleri yaptik, tantuniler, sohbetler, hikayeler derken nasil gecti 1 hafta anlamadik.

Artik son haftaya girmistik Istanbul’a geldigimizde. Dost ve akraba ziyaretleri, eski isyerlerimize ziyaretler, geleneksel kopru apt zirvesi, rakilar, baliklar, sohbetler, gezmeler, her ani dolu dolu, dogru durust uyumadan 6 gun, kaybolan sehir Istanbul yasandi kaygisizca. Sonra 35 saatlik geri donus yolu, NZ’ye. Herseyin tadi damagimizda…

Dusunun yani, bu yazi ozetin ozeti. Daha nice isimler var adini anmak istedigim gordugumuz gorustugumuz, yedigimiz ictigimiz, nice yerler var kelimelerle resmetmek istedigim, nice olaylar var gulumseten detaylarini paylasmak istedigim ama simdilik bu kadar bir ozet ile bitirecegim bu seyahati. Butun dostlara sevgiler, tesekkurler.

Neyse, donduk tabi geri, tekrar hayat telasi. Muzik calismalarinin hizlandigini mujdeleyeyim. Seneye belki guzel bir calismayla parlayabiliriz :P. Yaz sezonunu yeni actik. Bu yaza Turkiye’den sonunda getirebildigimiz yamac parasutlerimizle, ikinci el ucuza dusurdugum bisikletlerimizle, gecen seneki hobimiz kite ile girmekteyiz su siralar. Iste boyle dolu dolu gecti 2012 yilimiz dostlar, biraz olsun 2011’i aramis olsak da memnun kalarak gonderiyoruz kendisini.

Bitti mi dersiniz? Bu yil boyle kapandi mi sizce? Yoksa hayatimizda yepyeni bir gelisme oldu da su saniye heyecanimizdan yerimizde oturmakta dahi zorlaniyor olabilir miyiz? Hayatimizin geri kalanina yon verecek bu yeni gelismeyi yeni yilin ilk gunlerinde sayfamizin tepesindeki sekmelerinin arasina, “Yolda” sekmesinin yanina eklenecek yeni yepisyeni bir sekmeyle takip edebiliyor olacaksiniz.

Yeni yil yeni umutlar, yeni hayaller getirsin hepimize… Yasama sevincimiz eksik olmasin. Sevgiyle ve saglikla kalin.

May the wind be with you!

As & Re 2012 yilinin son parlak gunesli gununde Yeni Zelanda’dan bildirdi.
(31 Aralik 2012, Auckland)

Reklamlar
Bu yazı duyuru, günce içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to iki-bin-on-iki biterken

  1. Mustafa Tece dedi ki:

    Hatıralarla dolu geçen yıl yeni bir yıla ufuk açtı.Acı tatlı ve hasretle bir yıl daha geçti.Siz yeni yılda biz akşama yeni yılda olacağız.Özlemlerin ve hasretin biteceği sağlıklı geleceklere diyoruz.Sizi hasretle kucaklar gözlerinizden öpüyoruz.Sağlık ve isteklerinizin olduğu bir yıl olsun GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE SEVGİLER

  2. Ugur dedi ki:

    yani onu bunu bilmem de benim için 2012’nin en güzel anılarından biri; “köprü apt. zirvesi” dir. görmek için gittiğim iki kişinin yanında, tanıştığım bir sürü muhteşem insan. bir kere daha teşekkür ediyorum o davet için..
    2013 ne olur ne eder bilmiyorum ama; bahsettiğim gibi çıkacak her türlü imkan Yeni Zelanda için bana :) fikrimin de zikrimin de ne olduğu aşikarken, bakalım yol nereye götürecek bizi. inşallah Yeni Zelanda’ya götürür.. (getirir mi emin değilim)
    sizin 2013 planlarında ortaya çıkacak her türlü seyahati de merakla bekliyorum :) uçsun bütün leylekler, durmasın!!!!

    şimdiden mutlu, en önemlisi de sağlıklı yıllar..

    ugur
    ..londra’da birazdan kalkacak uçağını beklerken

  3. mehmet dedi ki:

    Yeni yıla girerken yeniden yazmaya baslamaniz,yeni yila sevinc ve coskuyla girmemi sagladi.Nice saglikli ve mutlu yillar gecirmeniz dilegimle gozlerinizden opuyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s