Ciftlik hayati

Chris’e ulastigimizda hava iyice sogumustu. Benim yemek yapma istegim de bir hayli cogalmisti. Ilk gece her seyi ev sahibinin kontrolune birakarak bize hazirladigi ziyafetin tadini cikardik, gecerken yerinden aldigimiz Malborough saraplarinin esliginde.
Diger gunler ise resmen mutfagi isgal edip ne ozlediysek onu pisirmeye basladik. Tabi malzeme kitligi ve cesit eksikligi hissediyorduk ama yine de damak tadimiza hitap eden birseyler hazirlamayi basardik. Ayni isgali Koh Samui’de de yapmistik. Ev sahibimiz isgalimizi bertaraf edene kadar cokca meze denemistim :).

Bizim icin ciftlik hayati ilginc bir tecrube oldu diyebilirim. Koy hayatini yakindan biliyorduk dedelerle buyuk annelerle birlikte yasadigimiz zamanlardan hatira olarak. Evin icindeyken bizim koy evinden daha farkli bir yasam degildi. Sabah buz gibi evde uyanip soba yakmak, tuvalete ya da banyoya giderken usumek, sobada su isitmak ve benzeri koy hayati aliskanliklari ve yasantisi.
Ciftlikte yasamanin farkiysa en yakin komsuya 5-10 km, en yakin kasabaya da 18-20 km uzakta olmak. Sokakta kosturacak cocuklarin olmamasi, zaten bir sokagin da olmamasi, ruzgardan baska hicbir sesin olmamasi da belirtilebilecek diger ayrintilar. “Seker bitti Cennet’in oglu Mehmet’e camdan sesleneyim de bir kosu alsin, paranin ustuyle de piskuvit aliverir kendine”, diye bir durum yok anlayacaginiz. “Ogle cayina Emine hanimlar geldi”, diyemedigin gibi zaten oyle bir kulturleri de yok, hani oturup birarada komsularla zaman gecirdikleri.

Bes senedir bu evde oturmasina ragmen sadece bir komsusuyla senede 1-2 kez gorusurmus, o da gerekirse. Komsuluk olayi buralarda yok. Bize cok uzak kulturler bunlar. Insan cok yalniz hisseder gibi geliyor. Mesela hemen yandaymis hayvan agili diger ciftcinin, senenin belli donemlerinde hayvanlari toparlayip getirdigi. Bahcenin bir kismi ortak oldugundan gorusmek durumunda kaliyorlarmis. Aslinda butun bu bahcelerin sahibi o ciftciymis ve arazinin ortasindaki bu 100 yillik evi etrafindaki ufak bahceyle birlikte bir onceki arazi sahibinden almis Chris. Sonra eski sahibi arazinin, satmis butun ciftligi. Arazi ciftcinin ama ev onun ve belli bir sure oturma hakki var bu evde. O sure bittiginde “cik” derse ciftci, evi satmak zorunda. Boyle bir toprak mulk sahipligi soz konusu burada, bizim bildiklerimizden bir hayli farkli.

Sobada komur yerine odun yakiyorlar. Her yerde yari olmus ya da seyreltmek ve satmak icin kesilmis ormanlar var. Oralardan topluyorlar yakacaklarini. Birlikten kuvvet dogar deyip, bir gunumuzu ciftlik arazisindeki ormandan kesilmis agac toplamaya ayirdik. Romorku bagladik arabaya ve dogruca ormana. Dolu dolu agaclardan ama cok genc olmayanlardan kestik ozellikle, sobada daha uzun uzun yaniyor diye. Kestik dedigim agaci devirdik anlaminda degil tabi. Ormanin sahibi coktan devirmis ormani. Ise yarayan agac govdelerini tanesi 300$’dan okutmus bile. Kalanlar yakacaklik odun. Kesilmis ama satilmaya deger bulunmamis agac govdelerinden parcalar kesiyor arkadasimiz zincirli testere ile. Biz de romorka tasiyoruz. Iki tur yaptik 4 saatte. Tum kisi gecirmeye yetmez belki ama yine de 2 aya yetecek kadar yigdik kapinin onune. Ucuncu partiyi uzaktan toplamak yerine hemen ciftligin girisindeki siralanmis saglam agaclardan yikilan kalinca dallardan toplayarak yaptik. Yorucu bir gun oldu. Aksam bir baska ziyafeti haketmis olduk boylece.

Middlemarch guney adanin geneline tezat bir sekilde yagmurdan pek nasibini alamiyormus. Hatta kurak olarak bile addedilebilir anlattigina gore. Ama oyle soguk geciyormus ki kis, hersey donuyormus geceleri. Kisin sert donemlerinde 2 haneli eksilere bile dustugu oluyormus hava sicakliginin. Ruzgar da bir baska bela. O kadar sert esiyor ki hicbir bitki ya da ekin dayanamiyormus bu hava sartlarina. En yetistirilebilir sebzeler patates, turp, havuc gibi toprak altinda yetisen kok sebzeler diye anlatiyor bize arkadasimiz. Bahcesinde cevirdigi ufak bir yerde de bolca bu kok sebzelerden yetistirmis. Kilerindeki butun cekmeceler ve seleler tepeleme patates ve turp doluydu zaten. Her ogune eklemeye calistik biz de.

Middlemarch

Ilk gece firin tepsisindeki izgaraya koydugu bal kabagi, patates, havuc, turp hep kendi bahcesinin urunleriydi. Kendi organik gubresini de bictigi cimlerini kurutarak elde ediyormus. Biz de biraz kurcaladik bahcesini. Zaten tek hobisi de bahce olmali buralardaki ciftcilerin.
Ciftci deyince tarimla ugrasan insan gelmesin akliniza. Ulkede 40 milyon koyun ve 10 milyon inek varmis; yani herkes hayvan isinde. Sebze tarlalari ya da meyve bahceleri gormedik hayvan gordugumuz kadar, onun yerine insanlar ot yetistiriyor hayvanlari besleyebilmek icin. Gozunun alabildigine yem yesil tarlalar. Bize sorsaniz “neden ekili degil, bunca guzel dumduz tarlalari varken”, diye dusunuyorduk. Meger bizim bilmedigimiz bir boyutta ekiliymis tarlalar. Koyun getirip otlatmak uzere. Sebzeni toplayip satmiyorsun, onun yerine insanlarin gelip tarlanda hayvan otlatmasina izin veriyorsun. Ilginc bir sistem.

Kah gezerek kah is yaparak 4 gun gecirdik Chris’in ciftlik evinde, buyuk yuruyuse cikmadan evvel. Turizmde ne satacagini sasirip her seyi ticarilestiren Yeni Zelanda turizm zihniyeti “Ciflikte yasam” (Farmstay experience) diye bir ticari yol daha gelistirmis. Gidip bir ciftlikte 3-5 gun kalip, odun kesiyor, koyun kirpiyor, bahceden patates-sogan toplayip aksam yemegini onlardan yapiyorsun. Calisiyorsun, bir isin ucundan tutuyorsun, tecrube ettigin yasam tarzina karsilik da bir dolu para veriyorsun. Ev sahibi de hem gunluk hayattan bilgiler verirken aksamlari da soba basinda hikayeler anlatiyor sana daha tairihi ve kulturel bir yapisi olsun diye. Daha cok sehir hayatindan gelen turistleri hedefleyen bu aktiviteyi koyun kirpmamis olsak da para vermeden gerceklestirmis sayiliriz herhalde bu sartlarda.

1FAday_14June@FarmlandMiddlemarch

1Fotograf1Gun 14 Haziran Middlemarch

As & Re hicligin ortasinda bir ciftlikten bildirdi. (15 Haziran2011)

Reklamlar
Bu yazı günce içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Ciftlik hayati

  1. alper dedi ki:

    Birkaç sorum var canlar: mesela bir çiftçinin ortalama kaç koyunu var? bu koyunların sütünü kim nasıl sağıyor? Kısacası adamlar nasıl geçiniyor? İş gücünü nasıl sağlıyorlar. Herkes bizzat kendisi mi bakıyor hayvanlara?
    Bir de bahsettiğin iklim tam şeker pancarı yetiştirmeye müsaitmiş.
    Bu arada komşuluk vs gibi kultur farklarının temel nedenlerinden biri de imkanlar. Turkiyede her yere elektriik su goturemediğimiz için -belki mecburiyetten- bir kümelenme mevcut. Külüne muhtaç olam durumu yani.
    Evlerin içini de merak ediyorum aslında. Konfor ve iletişim imkanlarını. internet var mı? bizim köy evlerinden farkları ne?

  2. Artun Bötke dedi ki:

    Benim de bir sorum var: Chris’i nerden buldunuz? Ben kaçırmış olabilirim.

  3. ismail saraç dedi ki:

    ben istesem benim köye gelmeszsin.kolayliklar diliyorum selam ve sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s