Ganj’da arinmak

Kalkuta’dan baslayan yolculugumuz 2 saat rotarla Varanasi tren istasyonunda son buldu. Karsilama komitesini yok sayarak dogruca turizm burosuna yoneldik.
Hint ingilizcesine alisamadik halen, anlayamiyoruz bir turlu konustuklarini. Misafirperver ve yardimsever olmasi gereken gorevli kisi, anlayamadigimiz ingilizcesi ile haritaya bir suru birseyler isaretledi, eksik olmasin bizim sorularimiza da cevap verdi. Ama disari ciktigimizda As ile birbirimize “yani?” der gibi bakiyorduk. “Kendi isini kendin goreceksin” deyip, en azindan harita edindik tesellisine sarildik. Cantalari istasyon emanetine birakip koyulduk yola.

Karambol Kalkuta’dakinden bir kademe daha ilerde Varanasi’de. Ezilmeden, b*ka basmadan, inek kuyrugu kirbaci yemeden dikkatle ilerleyerek, haritamizin ve pusulamizin yardimi ile Ganj nehrine ulasmaya calistik. Bir iki yanlis tercihten sonra kaybolduk mu acaba derken nehir kenari Ghat’larindan birinde bulduk kendimizi. Gectigimiz dar ve pis sokaklardan birazdan bahsedecegim.

Ghatlar

Dasaswamedh Ghat, Varanasi

Dasaswamedh Ghat, Varanasi

Ghat, Ganj nehri kiyisindaki, nehre merdivenle inen alanin adi. Bazen bu alanda tapinak binalari da bulunabiliyor ve her ghat farkli bir amacla kullanilabildigi gibi farkli tanrilara da adanmis olabiliyor. Kutsal arinma arayisi icindeki hindular Ganj nehrine yikanmak icin geldiklerinde bu ghatlardan nehre iniyorlar, bazi torenlere katiliyorlar ve dua ediyorlar. Varanasi’de nehir kenarinda neredeyse 2-3 km boyunca yanyana dizilmis onlarca ghat var. Kuru sezonda nehir cekildiginden kasabayi bir uctan diger uca bu ghatlardan yuruyebilmek mumkun.

kutsal inek!

kutsal inek! -- holly cow!

Ghat’a inince bir istikamet kestirip gozumuze o yone dogru basladik yurumeye. Butun yol boyunca kendilerini ya da kiyafetlerini Ganj’a vurarak temizleyen insanlari seyrettik. Insanlar kadar ineklerin de kutsanmaya ihtiyaclari var tabi, ulkenin resmi kutsal hayvani olduklarina gore, onlar da kafalarina kadar girmisler nehre, serinleyerekten gevis getiriyorlar.

Manikarnika Ghat
Biz etrafimizdaki bir suru ilgi cekici ayrintiya takilirken, bir anda olu yakma torenlerinin yapildigi Manikarnika Ghat’ta bulduk kendimizi. Aslinda nereye geldigimizi anlayamadik ilk anda. Bir ghat’tan digerine gecerken karsilastigimiz manzara bizi bir anda carptigi icin fotograf makinasina davrandik hemen, uzaktan kapildigimiz duyguyu resmetmek icin. Kuleli ve birbiri ustunde gorunen bir kac binanin fon oldugu, ust uste yigilmis bir suru kutugun dekor gibi heryerde durdugu, yer yer buyuk ateslerin yandigi ve insanlarin belirgin bir hareketlilik halinde oldugu bu yer ortacagdan kopup gelmis gibi gorundu gozumuze. Merdiven yerine toprak suyla bulusuyordu ve hafif bir duman sarmisti ortaligi. Biz makinaya davraninca hemen birkac tane kutsal kisilik yerden bitiverdi, “fotograf cekmek yasah gardasim” diye ve anlatmaya basladilar mekanin hikayesini. Dinlemiyormus gibi yaparak ama yarim kulak kesilerek yuruduk kalabaligin yogunlastigi alevli alana dogru.

Olaylarin merkezine dogru ilerleyince anliyorsun nerede oldugunu. Her yer ustuste dizilmis agac kutukleri ile dolu. Etrafta gurul gurul yanan 3-4 tane kutuk yigini var, arasinda kumasa sarilmis insan vucudu, dikkatle baktiginda secebildigin. Ortama bir mezarlik havasi hakim, duymayi bekledigimiz kemik ya da yanmis et kokusu yok.

Yukariya, binalarin arasina dogru cikan merdivenlere oturduk, etrafimizi izleyebilmek icin. Saskin ve merakli bakislarimiz cevredeki herkes icin cok normal. Aralarina karisip, daha yakindan bakmamizi bile normal karsilarlardi sanirim. Hindistan’in disinda kalan dunya icin cok yabanci bir toren bu ve Hintliler bunun sonuna kadar farkindalar. Merakimizi hos karsiliyorlar, sadece fotograf makinene davranmak hos karsilanmiyor. Kimileri, kenarlara oturmus yabancilara ilisip, bagis istemekle sonlanacak bir bilgi verme isine girisiyorlar. Bu sekilde yanasan birinden kurtulmak gercekten zor oluyor. Bizse dil bilmiyor tavrina girip iletisim kurmamayi secmistik zaten.

Orada durdugumuz surede daha once yolda gordugumuz bir konvoy geldi Manikarnika Ghat’a. Istasyondan ciktiktan sonra ilk kaybolma tecrubemizi yasamadan evvel bir grup insanin bizim 4 kolluya benzer bir tahtirevanin ustunde renkli kumaslara sarili birsey tasidigini ve bir baska yari deli grubun da tencere tava tingirdatarak bagira cagira bu gruba liderlik ettigini gormustuk. O an bizdeki gibi mezarliga tabut mu tasiyorlar diye dusunmustuk ama ne renkli kumaslara sarili olan sey bir insan bedenine ne de basi ceken grubun uygunsuz davranislari cenaze torenine benziyordu. Daha cok mahallenin delileri izlenimini uyandirmislardi bizde. Meger cenaze kervanina takilan mahallenin delileriymisler, sonra ayrilmis olacaklar ki buraya gelmediler. Renkli kumaslar icinde gelen yeni bedeni bir odun yiginin ustune koyup, ustune biraz daha kutuk dizdiler. Biraz yakit, biraz barut atese verdiler onu da.

Yanimizda oturan diger yabancilara bagis niyetiyle ilisip, olu yakma torenlerini anlatan bir Hintli’den edindigimiz bilgiye gore her cesedin 3 saat yanmasi gerekiyormus, kulleri Ganj’a dokulmeden evvel. Erkekler beyaz kumasa sarili, bayanlar ise renkli kumaslara sarili oluyormus. Yakma islemi coklukla geceleri yapildigi icin aksamdan sabaha devam ediyor ve hergun 200-300 yakma toreni gerceklesiyormus burada. Varanasi’de, Ganj uzerinde toplam 3 ghat varmis bu sekilde. Toplumsal statusune gore belirleniyormus kisinin nerede yakilacagi. Bu bulundugumuz Ghat sanirim orta kiymete sahip. Bircok Hintli icin Manikarnika Ghat’ta yakilmak cok gurur verici birseymis. Kutuk yiginlarindan bahsedip oduncu kantarlarindan bahsetmezsek, son yolculuga ugurlanisin bedavaya geldigini dusunebilirsiniz. Fakat dunyanin hicbir yerinde bedavaya gelmiyor herhalde, olmek bile. Yeterince para verirsen sandal agaciyla yakilabilirsin, diye anlatiyor Hintli, “sandal daha guclu yaniyor, daha iyi yaniyor”. Cok para verip sandal agaciyla yanabilme luksu ne kadar normallenmis bir durum. Dipdiri agac kutuklerinin citir citir yanisini izledikce, “olene mi daha cok uzulur insan yanan agaca mi?” diye gecirdik icimizden ister istemez, yaktiklari agac kadar diktiklerini ummaktan baska birsey gelmedi aklimiza. (Bos bir umut!)

Son 2-3 saattir dolaniyorduk ama halen kalacak bir yerimiz yoktu. Tekrar yer aramaya donduk. Gordugumuz yerler o kadar kotu ve pisti ki, “bir kere de boyle olsun deyip” nehre bakan artistik otellerden birinde kalmayi tercih ettik, bizim icin pahali olmasina ragmen. Kalkuta’da verdigimiz paranin 3 bucuk katini odeyerek saglikli birkac gece satinalmis olduk boylece. Tren istasyonuna donup cantalarimizi getirdik. Pazara cikip en tazesinden sebze alip guzel bir coban salata yaptik da rahatladik sonra. Hindistan’da salata ve konserve yemek daha akillica olacak galiba.

Geldigimiz gibi karsilastigimiz dar sokaklar demistim. Butun yoga’dir, meditasyondur ya da muzik egitimi atraksiyonlarinin merkezleri bu sokaklara yayilmis. Eski hippi tarzi giyim kusam onsart, darbuka ya da cingirakli tef tingirdatmak adet olmus butun muzik odaciklarinda. Hersey iyi guzel de o daracik sokaklarda onca inek ne geziyor. Ot yok, su yok ne demeye oralara birikmisler? Tepelerden maymunlar atis talimi yapiyor sanki. Sansliysan karpuz kabugunu, sansizsan karpuzun sindirildikten sonraki formunu kafana yemen isten degil. Sinekleri kovalamak falan mumkun degil, bir tokata onlarcasi carpiyor. Ve meshur tutun cigneme ve tukurme seromonisi. Butun duvarlar ve yerler les gibi kirmizi bir sivi, tutunden mi kaynakli yanina sardiklarindan mi belli degil. Koku sen yururken ustune siniyor! Ehh durum boyle olunca, bu kutsal (!) yerde neyin egitimini alsan sonuc belli. Ama sunu itiraf edeyim, muzik konusunda hipnotize edici bir tarzlari var ve rituelleri cok etkileyici kilabiliyorlar bu sayede.

Dasaswamedh Ghat’ta ates toreni
Kaldigimiz otelin hemen yakinindaki ghat olan Dasaswamedh Ghat’i her aksam sergilenen ates dansi duasina ev sahipligi yapiyormus. Bir aksam yakindan onu seyretmeye gittik. Ates gosterisi bir kac degisik atesli ekipmanla, 7-8 kisinin yaptigi, duaya benzer bir sarki ve hipnotize edici bir muzikle izleyenleri buyuleyen bir gosteriydi. Bir hayli de uzun surdu. Toren aslinda Ganj’a karsi yapildigi icin, en iyi aciyi yakalamaya calisan insanlar sandallarda Ganj’a yigilmis ve sahnenin onunde birbirine kenetlenmis haldeydiler. Cok kalabalik olan meydanda her turlu insani bulmak mumkun. Anildiklari isimleri bilemiyorum ama (sadhu olabilir mi?) turuncu kiyafetler ile dilenci ermisler merdiven baslarini tutmuslar dilenmek icin. Merdivenlere her gelir kitlesinden insanlar dizilmis.
Inekler de kalabaligin arasinda dolanip duruyor, kimisini ezerek, kimisini yalayarak.

Sonraki gunlerde kartal yuvasi misafirhanemizden ayinleri seyrettik, ghatlardan yuruyerek nehri kat ettik, ayarladigimiz bir rickshaw ile Varanasi tapinaklarini gezdik ve derken ayrilik vakti geldi. Son gun aksam uzeri olan trenimizden evvel kaldigimiz yere yemek konusunda bir sans verelim dedik. Tadi pek guzel olan soganli domates soslu patates puresini ve sebzeli hint-isi noddlelarini yiyerek yola koyulduk. Bizi uzun ve yorucu bir yolculugun bekledigini bilmeden.

As & Re kutsal irmagin yanindan bildirdi (13-16 Nisan 2011)

Reklamlar
Bu yazı günce, Hindistan içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Ganj’da arinmak

  1. Mehmet bayrak dedi ki:

    İstanbulun en guzel mekanlari mezarliklar olunca orada naasların yakılmasi daha mantikli geliyor.Ancak sizin bu torenleri seyredebilmeniz bana pek yureklice geldi.nede olsa sonucta cenaze torenleridir.Size saglikli ve uzun bir omur diliyorum.

    • boyalikush dedi ki:

      ama baba, istanbulun son ormanlarinin bu mezarliklar olmaya basladigini da unutmamak lazim. agac yerinde guzel :) hele bir de ucuncu besinci koprulerini gecirip karadeniz sahillerine de acilsinlar birsey kalmayacak mezarliktan baska istanbulda.

  2. Yelda Erdogan dedi ki:

    Baraka filminde anlattıklarınızı hatta biraz daha fazlasını içeren sahneler var hatırlarsanız. (Hatırlasanız da hatırlamasanızda ben bu cümleyi bitirince anlatacağım zati :D Nehir kenarında çamaşır yıkayan kadınlar, aynı zmanda yarı çıplak yıkanan erkekler, nehre giren hayvanlar ve yakılan insanlar. Oranın bu yakma mevzuundan dolayı kötü kokacağından emindim ben ama siz kokmuyo deyince biraz şaşırdım.
    Dünyanın doğusundakilere bakınca biz o kadar doğulu değilmişiz di mi?

    İyi otelde kalmanız iyi olmuş bence. Kendinize iyi davranmışsınız :)
    Sevgiler, öpücükler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s