3. ay ozel eki

Zaman su gibi akip gecmis. Az once fark ettik ki 3 ay olmus sicacik evimizden cikip kendimizi yollara atali. Bu sure icinde iyi kotu bir suru macera yasadik. Dunya ile, kendimiz ile, insanlar ile ilgili bir suru sey gorduk, ogrendik. Gerci yine bile cok kisa bir sure sayilir seyahat etmenin buyusune kapilanlar icin bu sure. Henuz 3 bucuk aylik tek tabanca Alaska seruvenimi sure acisindan egale etmedim, ama ondan cok daha genis farkindaliklara vakif oldum diyebilirim.
Kimseyi anlayacak, cozecek ya da yargilayacak bir yetiye ve hakka sahip degilim suphesiz. Bunca zaman sadece kendi anladigim ve gordugum sekliyle yorumladim durumlari ve olaylari. Bu budur su sudur dememeye ozen gosterdim. Yine ayni duygu ve dusunce ile ne aldim ne verdim, ne duydum ne gordum bir bakalim.

Bu seyahatte bizi uzen seylerden birinin ulkemizden diger seyyahlarla karsilasmamak oldugunu soylemeliyim. Cok mu az, bizim ulkemizde yol-da olma tutkusuna sahip insanlarin sayisi? Karsilastigimiz tek seyyah 2 senedir yol-da olan Umit’ti. Seruvenleri baska zaman diliminde gerceklesmis gezginler oldugunu biliyoruz, yazilarini okudugumuz, heyecanlarini paylastigimiz ve bizdeki yol-da olma heyecaninin atesini odunla besleyen. Dahasi da vardir, yolda gorecegiz saniyorduk onlari, yazilari ve resimleri nette olmasa da kendisi yollarda olan hemserilerimizi. Ama oyle olmadi.
Her kaldigimiz mekanda mutlaka kendi ulkesinden birileri ile karsilasip gruplasan seyyahlar varken, biz hep yalniz kaldik dilimizi konusarak anlasmak konusunda. Son 10 senedir inter-rail ile avrupaya acilan cokca universiteli olmustur, bir cok arkadasamiz gibi. Daha yeni yeni cikiyoruz kabugumuzdan herhalde. Belki de anlayis farkidir, diger ulkelerle aramizdaki. Genclik yillarinda yollara dusmek yuvadan ucmanin ilk adimi belki de onlar icin. 3-5 ay en azindan bir cikip gelmek, biraz otantik hava solumak adetten midir liseyi bitirmenin ardindan.
Istiyoruz ki kulaktan kulaga yayilsin hikayeler ve herkeste alevlensin bu ates. Mukemmel bir hayat ya da ucuz ve luks bir yasam onermiyoruz. Bol heyecan ve macera, yeni dostluklar, ilginc hikayeler ve absurd olaylar oldugunu soyluyoruz. Herkesin bu cesareti toplayip en az 3-4 ay bir seyahate cikmasini diliyoruz, nereye dogru oldugu onemli olmadan. Onbinlerce km arkanizda kaldikca, alinan hazzin ve edinilen tecrubenin paha bicilemez oldugunu anlayacaksiniz. Ustelik bunun icin milyarder olmaya, bu degirmenin suyu nerden geliyor diye dusunmeye de gerek yokmus. Biz bunun bir ispati sayilabiliriz. Zaten yol-da bunun baska bircok ispatini da gormek mumkun. Bir 40″ plazma tv fiyatina, 2-3 ay araliksiz gezmek mumkun buralarda. Gezmek, gormek, dinlemek, koklamak ve tatmak cok guzel duygular. Darisi basiniza taze leylekler.

Bana yol-da olmanin verdigi hissi tanimlamak istesem zorlanirim herhalde. Cunku cok karisik. Korktugum, cesaretimi kaybettigim anlar oldugu gibi “tam aradigim budur” diye huzura erdigim anlar arasinda gidip geliyorum.
Bazen olaylar o kadar hizli ve akici gelisiyor ki kendimi yillarca oynadigim oyunlardan birinde gibi hissediyorum. Aslinda evimde bilgisayar basindayim da Rere karakterini sol tikla yurutuyormusum gibi. Baldur’s gate’den sahneler yasiyorum. Partiye korucu katiyoruz, bard ekliyoruz. Sonra sehirden sehire kervana katiliyoruz. Daglara cikmadan evvel cantayi kontrol ediyoruz. Kendimize bir gorev (quest) edindikten sonra ona buna sorup yol yordam bulup ogreniyoruz, gorevi tamamlamak icin. Harita aciyoruz kasabada gormedigimiz yer kalmasin diye, saatlerce amacsizca yuruyoruz. Bazen kasabada bos gezen npc’lerden (none player character- oyuncu olmayan karakter) biriyle alakasiz bir konuda sohbet ediyoruz. Orta cag kasabalarinda gezerken “m” tusu ile harita acip yer yon tayin ediyoruz, iksirci dukkani buluyoruz (bakkal-market) ya da parsomenci ariyoruz (tren bileti ya da gerekli bir evrak icin ofis). Notlarimizdan calisiyoruz, takildigimiz yerde internete danisiyoruz hile yapmak icin :).
Bir cok lise arkadasim belki de bu son sozlerimi cok iyi anlayacaktir, yillarca masaustu ya da Lan-partilerde paylastigimiz bu duygulari. Avrupa gibi degil, buralarda ortacag ortami devam ettiginden ve diller, tipler ve giysiler cok degisik oldugundan kendimi oyunda gibi hisediyorum. Bir de bu duyguyu korukleyen kisa bir seyahat olmamasi sanirim. Artik zaman, mekan ve aitlik duygularimin allak bulmak olmasi sebebiyle iyice hayali bir dunyada yasiyormusuz hissiyatina kapiliyorum, ama geri yukleme (load) yapamayacagim tipte bir oyun. Heyecandan basindan kalkamayacaginiz bu oyuna hepinizi davet ediyoruz dostlarim.

Oyunumuz esnasinda gordugumuz bazi baska noktalara atlayayim. Dogu dinleri ile ilgili cok atip tutmak istemiyorum. Bu konuda aklimizda olusanlari baska bir zaman paylasmayi dusunuyoruz.

Gezdikce ogreniyoruz, gelisiyoruz demistim. Esya ve canta konusunda cok geri olmadigimizi fark ettigimizi soylemeliyim. Gerci yine de cokca degisiklik yaptik cantamizda, hafifletmek icin. 20 kilo’da dort mevsim yasamaya calismak cok zormus. Biri 20 biri 10 kilo 2ser canta da yasayabiliyoruz evimiz sirtimizda gibi. Yemek icin ocagimizdan tencere ve bicagimiza, kis icin kar eldivenimizden icligimize, ilaclar, yatagimiz, hamagimiz… Belki de bunu ayri bir baslikta paylasmaliyim. Tek eksigim gitarim. Bir de guzel ve uygun yerler bulup gordukce aklimiza gelen kanatlarimiz, bisikletimiz, kite ve diger aktivite ekipmanlari :).

Bu cagda gezgin olmanin eskisi gibi olmadigi hissine kapiliyoruz bazen. Ayni buyuklerimizin anlattigi gibi, televizyon insan hayatina tecavuz etmeden evvel farkli bir yasam varmis ya hani. Hep soyle derlerdi; “evde ailece oturup sohbet edilirdi yagdanlik isiginda”. Ama simdi aksam tv basinda geciyor hayat cogumuzun evinde. Belki de bunu kirmak icindi evimize tv almayisimiz evlendigimizde ve o olmadan yasamanin guzelligine geri donmeye calismamiz. Simdi bu seyahatte de goruyoruz ki okudugumuz seyyahlarin anlattigi, yolculuk maceralarindaki ates basinda ya da misafirhane salonunda toplanip hikayeler anlatan gezginler kalmamis. Cunku herkes maceralarini Facebook denen “sosyal iletisim” sitesinden arkadaslariyla paylasmayi tercih etmeye baslamis. Hatta maceraya bile gerek yok, butun gun bilgisayar basindan, biraktigi hayati takip ediyor bircogu cikip kendine bir macera yaratmak yerine.

Biz de bu hataya dusmemek icin elimizde geleni yaptik. Bilgisayara sadece yazilarimiz icin zaman ayirdik. Onu da kismak istemedik cunku yazdigimiz yazilarin biraz farkli anlami da vardi bizim icin. Sadece hatiralari unutmadan bir gunluk tutmak icin degil, bizim gibi ofis hayatinda tikilip kalan siz dostlarimiza ve sizin dostlariniza ve onlarin dostlarina :) bir ates, bir gaz vermek icindi ufak ufak. Yol-da olmanin heyecanina kapilmak isteyenleri uyandirmak.
Sosyal iletisim sitelerinden tam anlamiyla kurtuldugumuz tek yer Sicrayan kaplan koyagi oldu, keza en saglam sohbetleri ve dostluklari da orada bulduk, ondan sonraki 2 hafta daha surecek.

Internetin bir bagimlilik oldugu kadar bir ihtiyac oldugunu da soylemeliyim. Hile yapmak icin bolca bilgiye ulastik oradan. Cin’de ve Kambocya’da, her yerde rahatca buldugumuz ve degerlendirdigimiz bu hizmeti kendi ulkemizde o kadar rahat kullanamiyor olmak uzdu biraz. Avrupa da gezginlerin bu rahatligi yok. Hindistan’da da kullanamiyor olmanin yaninda, durum biraz daha degisik. Butun pasaport bilgini alan bir cafeden girebiliyorsun ancak internete. Cok hosumuza gitmedigi icin gerekmedikce kullanmayacagiz sanirim.

Cesitli ulkelerden arkadaslar edindik ama hicbiri Yeni Zelandali arkadaslarimiz kadar farkli ve hayat dolu oldugunu hissettirmedi. Giderek daha cok heyecanlaniyoruz seyahat vakti yaklastikca. Bir ay 10 gun sonra oradayiz. Ne kadar az kaldi bir anda, farkina bile varmadan.

Eski bir aliskanligi tekrar diriltmek icin, yol-da olmanin heyecaninin paylasim yontemi olan kartpostal atma seremonisini gerceklestirdik mutlulukla ve benim icin ilk defa. Ama geri donen beslemelerden anladigimiz kadariyla bir kismi ulasmamis halen ya da ebediyen. Gizli gizli bir ses verin karti ulasanlar ;), ulasmayanlar da beklesin kiskanclikla. Cok guzel birseymis meger kutuya atmak kartlari. Illa uluslararasi olmasina gerek yokmus, keske ulkemde gezerken de atsaymisiz her gittigimiz yerden diye dusunduk.

As ile tuvalet molalarimiz disinda bir saniye ayrilmadan 3 ay gecirdik. (Chengdu’da tuvaletin kapisi yoktu odada, o sirada da yan yana sayilir miyiz?). Son 3 senemiz cok boluk porcuk gecmisti is guc telasina. 6-8 ay ben Italya’da o Hollanda’da, 1 sene ben Bursa’da o Istanbul’da, onun disindaki zamanlarda bile mesailer, seyahatler derken haftalarca gorusmeden zamanimiz geciyordu. Ikimize de iyi geldi bir cok acidan bu birliktelik. Yol arkadasim ile cok iyi anlasmanin verdigi haz ile zoru kolay ediyoruz anlayacaginiz.

Daha yazmak istediklerimin yarisina bile gelmedim isin Asli (:). Tespitler ve yorumlardan kitap cikar belki, “bir entelin sayiklamalari” gibi sayfalar dolusu, bir entel olmadan. Ama Canberk’in dolan gunluk kitap okuma kotasini iyice asmamak icin bu 3 aylik hikayeyi burada noktalamak istiyorum. Zaten iyice yoruldum yazmaktan.

Yol-dan sevgilerle…

Reklamlar
Bu yazı duyuru, günce, yazı-yorum içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to 3. ay ozel eki

  1. Şafak dedi ki:

    hakkaten 3 ay olmuş ya… :) büyük bir beğeniyle takip ediyorum maceralarınızı. zaten baldur’s gate oynamaya gittiğinizi biliyordumda çaktırmıyordum :P ufak bir ateş başladı bende şimdiden ;) çok özledim siziiii :) kimbilir, dünyanın öbür ucunda görüşmek üzere.

  2. Mehmet bayrak dedi ki:

    Sevgili leyleklerim, uc aylık bir seyahat dönemi bu kadar mi guzel ozetlenir.Sizi kutluyor ve sizinle ne kadar gurur duysam da azdir diye dusunuyurum.Birde yasadigimiz bu donemde bu kadar guzel anlasabilen bir ciftin babasi olmak da benim icin cok buyuk bir onur.Yollariniz acik mutlulugunuz daim olsun.

  3. Mustafa Tece dedi ki:

    Allahın selamı üzerinizde olsun size 3 ay kolay bize yıl oldu sonsuz ayrılık gibi geliyor.Sizin gezme isteğiniz,benimse özlem boğazımda düğümleniyor.Yapacak bir şey yok sanırım.Katlanabildiğimiz kadar.Daha bizm sezimizin yarısındasınız.Biz tuşlar ve ekran mahkumiyetine devam.Oralar bir hayal,bu şartlarda hayal alemi.Size kolaylıklar.bağlılığınız artsın.Ama dönebileceğiniz kadar kısa tutun lütfen, dünyanın ve isteklerin sonu gelmez.Bizler sizlerle hayata tutunuyoruz.Bunu bilesiniz,trilyonlar ve dünya bir yana sizin yakın haliniz bize yeter.Öpüyoruz.

  4. aypego dedi ki:

    siz ORAdakiler çok tatlı görünüyorsunuz eminim maceranızın pek çok anı resimlerdeki kadar sakin ve huzurlu değildi. Ama burdan çok olması gerektiği gibi hatta herkesin hayatında olması gerektiği gibi görünüyor. Ve de kartpostal olayına sonuna kadar katılıyorum… nice 3 aylara ve sonlarına …

  5. bru dedi ki:

    bence siz haala kadiköy rıhtım otelde notebooklar ile heroes, baldur’s gate fln.

  6. erida dedi ki:

    çok güzel gülüyosunuz. Ben de size burdan selam ediyorum, ama resim yükleyemediğimden göremiyosunuz tabi :)
    Kartınız da dün eve girdiğimde ayakkabılığın üstünde dikilmiş beni karşıladı. Nasıl sevindiğimi anlatamam muhtemelen! Öpüyorum çok.

  7. Artun Bötke dedi ki:

    Bazen geriye dönüp kendinle hesaplaşmak ne güzel oluyor. O hesaplaşmaktan feyz alıp yapamadıklarını yapmaya uğraşmak, hataları hatırlamak veya yapıp beğendiklerini bir daha tekrarlamak. İşte blog tutmanın esas özü budur bence.

    Yürümeye, gezmeye, garip yerlere gitmeye, değişik insanlarla tanışmaya aynen devam edin. Siz ayrılmadan önceki son dileğimi hatırlarsınız. O dileğimi tekrarlıyorum ve küçük bir şey daha ekliyorum: Yazmayı da bırakmayın. (Belki bu blog olmaz, ‘Yeni Zeylanda’da Bir Türk Çifti’ adında ilgi çekici bir blog olur.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s