Yine dustuk yollara: 2011’in son yolculugu

Is arkadasim ve esiyle birlikte, onlarin arabasina dolusup, christmas gunu ogleden sonra dustuk yola; iki hafta tatili firsat bilip, tadina doyamadigimiz guney adaya dogru. Mercimege ne mi oldu? O baska bir hikaye, baska bir zaman anlatilacak.

Xmas gunu yola ciktik ya, Auckland coktan bosalmis gibiydi. Duyumlarini almistik zaten, herkesin iki haftalik uzun bir tatile yelken aciyor oldugunun. Biz de onlara uyduk, nerde gorulmus boyle firsatlari kacirdigimiz :).

1 numarali otoban ile boylu boyunca kuzey adayi gecmek yerine, pek tercih edilmeyen paralel baska bir guzergahi tercih ettik. Ara ara baska araclarla karsilasarak, gectigimiz kucuk kasabalarin sakin ahalisine imrenerek, misir tarlalarini, inekleri koyunlari, sonra yine misir tarlalarini izleyerek saatlerce yol aldik. Neyse ki gun uzun, gunes cok erken batmiyor. Saat 9bck’a kadar hala gun isigi oluyor.

Saat 7-7bck gibiydi Taupo’ya ulastigimizda, yola cikisimizdan neredeyse 4 saat sonra. Taupo, imrenilesi sirin ve huzurlu bir yer, kocaman bir golun kenarinda. Taupo Golu de Yeni Zelanda’nin en buyuk golu, kuzey adanin ortasinda. Daha once de gecmistik burdan, cok sayida tekne ilismisti gozumuze. Bu defa gun batimi yakin oldugundan dag siluetleri takiliyor gozumuze.

Is arkadasimin tavsiyesiyle Taupo golu yakinlarindaki Huka Selalesine yoneldik. Selale, alcak ama yuksek debili, turkuaz rengiyle kabaran suyun coskuyla cagildadigi dar bir bogaza benziyordu. Ikindi atistirmasini burada yaptik, gecikmis bir bes cayi ictik. Herkeste seyahate cikiyor olma heyecani ve nesesi vardi. Boyle bir sey ya iste yol-a cikiyor olmak :).

Geceyi golu gectikten sonra ulastigimiz Kaimanawa ormani eteklerindeki, tuvaletten baska hicbir hizmeti olmayan bir kamp alaninda gecirdik. Aslinda guzel bir kamp yeri  burasi, doganin koynunda, agaclarin arasinda. Ama galiba ilk kamp tecrubesini yasamak icin pek de uygun degilmis bu kadar doganin icinde olmak, butun seslerin cadirin icindeymiscesine kulagina buyumesi insanin. Ertesi sabah cadirdaki ilk uykusunun ardindan, zombi gibi kalkan Ramadan Ailesi’nin yorgunluguyla vardik bu kanaate. Gece bolca possum ziyaret etti kamp alanimizi. Fing attilar ortalikta, kosup oynadilar. Hatta karanlikta otururken yanimiza ilk geldiklerinde onlari tavsan sanip neredeyse sevecektim. Tencerelerimizin etrafinda soyle bi yalanip ortalikta birsey unutmamamiz konusunda bizi uyardilar.
Yatmadan evvel, bilincsiz turistlerin yaktigi ama sonmesini beklemeden gidip yattiklari kocaman bir atesi bekledim uzunca bir sure. Iyice korlaninca, ve basibos alev kalmayinca ben de kactim yataga, As’in ozenle hazirladigi ama benim ateste isitirken devirdigim ozel ve guzel ezogelin corbanin uzuntusu icimdeyken.

Feribot oglen 1 bucukta ama ne kadar yolumuz kaldigini kestiremedigimizden, daha dogrusu toplu pimpirikliligimizden erken uyandik sabah. Gerci cadir komsumuz pek uyuyamamis zaten. Oyalanmadan koyulduk yola. Gunesin ilk isiklarinin aydinlattigi Tongariro Ulusal Parki ve sis nedeniyle bir turlu goremedigimiz sonmus yanardag sagimizda, bir sure yolu takip ettik once. Buralarda yol soru isareti gibiydi hatirlarsiniz, ilk karsilasmamizda baya yadirgamistik. Yolumuza cikan ilk kasabada kahvalti icin guzel bir alisveris yaptiktan, agac tabelasi olan bir dinlenme alaninda sandiviclerimizi yapip afiyetle yedikten sonra karsilastigimiz sayisiz motorcuyu seyrederek devam ettik yola. Hayatimda bu kadar cok motor gormedim hicbir yerde. Sanki butun kuzey adali motorcular karar vermis, toplanip adayi guneyden kuzeye gecmeye baslamislar. Minimum 10arli gruplar halinde 2-3 dakika arayla 2-3 saat boyunca motorcu topluluklari karsimizdan geldi durdu. “Neden bize de haber vermediniz, biz de sizdeniz”, desek de bizi sallamadilar, 250’lik makinamizi kaile almadiklarini belli eder bir edayla gozle gorulmedikleri halde sesleri gelir bir sekilde gazlayip gittiler.

Wellington’a seferden 2 saat evvel ulastik. 1 saat evvel feribota binmek konusunda uyarildik. Yiyecek birseyler aranmak icin sehre yollandik ama agiz tadimiza uygun birsey bulamadan geri donmek zorunda kaldik.

Hersey 6 ay evvel yine burada baslamisti. Bu ulkeye asil askimiz, feribotla guney adaya gecisimizle tomurcuklanmisti. Feribot agzina kadar dolu. Bir sure icerde otursak da daha once gormemize ragmen, yine dayanamayip, merakla kendimizi guverteye attik gunese ve ruzgara aldirmadan. Cook Bogazi ve ardindan guney adanin guzelligini haber veren Malborough Sounds koylarinin buyulu manzarasiyla agir agir yaklastik limana 4 saat sonra, gecikerek.

Feribot geciktigi icin biz biraz daha hizla surduk aracimizi Nelson’a. Bu gece temiz temiz bir kamp yapacagiz Tahunanui kumsalinda. Yarin i-site’dan gerekli bilgileri alip, rezervasyonlari ayarlayip yonumuzu Abel Tasman ve Golden Bay tarafina cevirecegiz.

As & Re gunesli kumsal Tahunanui’den bildirdi. (26 Aralik 2011, Tahunanui, Nelson)

Reklamlar
Bu yazı günce, Yeni Zelanda içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s