Hakataramea Gecisi

Arkadasimizin tavsiye ettigi rota iyiydi guzeldi de, Fairli’den Danseys Pass’e ulasmak icin net bir yol tarif etmiyordu. “Tek yol otoyoldur” luksunu benimseyip zaten arayol kullanmayiz diye mi soyleme geregi duymamisti acaba arkadasimiz, yoksa ara yol oldugunu dusundugumuz, haritada incecik gorunen yol aslinda yok muydu?!

Denemesek olmazdi ve “o yoldan geleceginizi hic tahmin etmezdim, benim de en sevdigim yollardan biridir” ovgusunu almamis ve oralari gormemis olurduk.

Sabah uyanip haritada ince bir cizgi olarak gorunen Hakataramea’ya dogru yola ciktik Fairlie’den. Stabilizenin en kotusu, mucuru yere yapismamis yola girdigimizde acaba Tekapo Golu’ne gidip sonra mi Middlemarch’a donsek diye gecmedi degil aklimizdan.

Arabanin konsolu titir titir titrerken sadece 20km hizla gidiyorduk ve yolun bitip bitmeyecegi uzerine kaygilarimizi paylasiyorduk. Yol toprak yola dondukten sonra ise endiselerimiz artmisti, yolun toplam 70-80 km olmasi gerektigi hesaplamamiz ile birlikte. Hicbirsey yetismeyen, sari kahverengi goruntusuyle haz vermeyen bu dumduz alan pek de gorulesi bir yer degildi isin gercegi ve gunlerdir gordugumuz hicbir manzaraya da uymuyordu. Bir de ara ara incecik dere formundaki su akaclarindan gecmek iyiceden rahatsiz ediciydi.
“Cattle stop” denen toynaklilarin gecmesini onleyen gecitlerle de ilk defa burada karsilastik zaten. Dagi tasi citle cevirmis olmalarina hayret ettik.
Neyse ki karsimizdan birkac araba geldi de yolun acik olmamasi ihtimali ortadan kalkmis oldu.

Tam bir agac grubu arasina geldik ki bir koyun surusuyle karsilatik. Surunun gectigi yerde ince bir dere oldugu icin yolu gorebilmek niyetiyle beklemeye karar verdik. Suruye bir darbogaz oldu orasi, yigildikca yigildilar orda. Ortalikta kosturan coban kopeklerinin onunde hizlanip gecenleri, ortadaki kucuk su birikintisinin etrafini dolasan digerleri izledi. En basta bir tane coban gormustuk hizli hizli ilerleyen. Birazdan bir ikincisi yaklasti yanimiza merhaba diyerek. Neden bekledigimizi sordu, izlemek icin bekledigimizi soyledik. “Bu surude 4bin koyun var, emin misiniz sonuna kadar beklemek istediginize”, dedi. Degil ki bu kadar koyunu bir arada gormus olalim, ikimiz de son 10 gun icinde gordugumuz sayida hayvani tum hayatimizda gormemistik belki de.
Geride biraktigimiz duzlukte nasil bir manzara olusturduklerini merak etmemize ragmen coban kopeklerinden korkup inemedik bir sure arabadan. Gecen koyunlar tektuk denecek kadar azalinca (ayni anda on tane gecmeye baslayinca mesela) hizlica inip duzlukteki toz bulutunu izledik. Belki 1saat beklemisizdir gecislerini. En sonda kopek dolu bir pikap takibediyordu suruyu.

4bin koyunu hayretle ugurladiktan ve cattle stop’lari (kusura bakmayin bunun icin duzgun bir turkce kelime dusunemedim) bir bir gectiken sonra kendimizi citten yapilma kapali bir kapinin onunde bulduk.
Etrafta herhangi bir yerlesim yeri yok, sisli bir ortam, kapida “Lutfen acik birakmayin” yaziyor: korku filmi ortami hazirlaniyor gibi bir izlenim uyandiriyor insanda, senaryonun giris bolumu sanki bu. Ama karsimizdan arabalar gelebildigine gore biz de burdan gidebiliyoruz demektir. Degil mi!?

Hepsi bize bakiyor :)

Hakatarameo sinirini da gectikten sonra sagda solda basibos dolasan ineklerle karsilasmaya basladik. Kapinin nedeni buydu belki de.

Sonra tek tuk bir iki ev gorduk, bir tanesi agila benziyordu, koyunlari yuklemek-bosaltmak icin egik duzlem platformlar vardi onunde.

Tepeler arasinda kivrila kivrila giden toprak yol duzgun bir asfalta birlesince genis bir nehir gecerek kucuk bir kasabaya geldik, yol boyunca siralanmis evlerden olusan. Filmlerden kopmus bir de kilise binasi vardi kasabanin, terkedilmis kasabanin devasa kilisesi imajinda.

Pek oyalanmadik burda, sadece patates kizartmasi satan bir dukkanin onunde durup hizlica 2 paralik patates kizartmasi aldik. Inanmazsiniz iki kisiyi doyurmaya yetiyor paketledikleri patates kizartmasi, pek pratik, pek ucuz. Dukkandaki calisanla nerden geliyorsunuz, nereye gidiyorsunuz muhabbeti yaptik da gidecegimiz yol icin “cok guzel bir guzergah orasi, uzun degil ama zaman alir.”, dedi. Patatesten dilimiz damagimiz yanarak devam ettik yola.

Danseys Pass tabelasinin gosterdigi tarafa dondugumuzde saat neredeyse 4 olmustu.Dansey's Pass kamp Yol bir sure asfalt gitse de stablizeye dondu sonra. Hava kararmadan ruzgar almayan, korunakli bir yer gozumuze kestirip park ettik Mercimek’i. Soyle bir etrafa bakindik, yemek yedik, derken aksam oldu. Sicak su torbalarimiza su doldurup, tulumumuza girip gokyuzunde ne cok yildiz olduguna hayret ederek uyuyakaldik. Uyandigimizda yildizlarin hepsi gitmis, bulutlar hizli hizli akiyorlardi tavanimizda.

Danseys Pass yolunda boyle huzurlu bir uyku cektik iste dostlar, Mercimegimizde.

As &Re Danseys Pass’den bildirdi. (10Haziran 2011)

Reklamlar
Bu yazı günce, Yeni Zelanda içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Hakataramea Gecisi

  1. Mehmet bayrak dedi ki:

    Tek tip koyun-tek tip inek! klonlanmis olabilirlermi. Bence bir arastirin.Belli mi olur,bakarsiniz bir mucize olur da burada da bir seyler duzelir de aynilerini burda da uretirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s