Kuzey guney gecisi

Kuzey adadan guney adaya arabayla gecmek, Wellington’dan Picton’a giden feribotlarla mumkun. Biletimizi kapidan alabilirdik ama internetten almayi sectik. 13’te hareket edecek feribot icin 12’de feribot iskelesinde olmak ve giris yapmak gerekiyor.

Kamp alanindan 9’dan once cikmama tavsiyesi aliyoruz kamp alaninin yoneticisinden. Uzun haftasonu bitiyor ve herkes isbasi yapiyor bugun. Bize cok da yabanci olmayan bir trafik olacak sokaklarda. Her halukarda 12’de iskelede olmamiz gerekli ve bulundugumuz yerden iskele 45 dakika en cok. Daha da erken gelip soyle bir Wellington havasi alalim diye dusunsek de olmuyor, 11bucukta gelince iskeleye Wellington’dan yana havamizi aliyoruz ve sadece soyle bir gozatabiliyoruz sehre gelisiguzel. Tepelere, agaclarin aralarina dagilmis binalariyla, yuksek kapili tas bina gorunumundeki tren gariyla, bol yesil gorunen baskent bizi bir hayli etkiliyor.

Feribot denince bizim Kartal Yalova feribotu gibi birsey dusunmekten kendimi alamamistim, devasa bir seyahat gemisi bulunca karsimda fotograflarini gormus olmama ragmen sasirdim dogrusu. Arabali arabasiz tum yolcular ve inekler hep beraber bindik Cook Bogazi’ni gececek olan gemimize. Yolculugumuz 3bck saat surecekti, feribotumuz soylendigi gibi dakika sektirmeden hareket etti ve guney adadaki limana 4bckta ulasti. Ulasti ama ne manzaralarla ulasti, akillara zarar.

Picton kucuk bir liman kasabasi. Marlborough eyaletinin ve pek tabii ki guney adanin kuzeyle yegane baglanti noktasi. Marlborough bolgesi iki sekilde taniniyor; birincisi maceraperestleri ve doga asiklarini cezbeden Marlborough koylari (Marlborough Sounds), ikincisi ise uzum baglari ve meshur Marlborough sarabi. Koylari dolasmak ve cesitli aktiviteler yapmak icin binbir turlu tur oldugu gibi uzum baglarini ve saraphaneleri dolasmak icin de sarap turlari mevcut. Turisti cezbedecek hersey nasil bir arada olabiliyor hayretle bakakaliyoruz her seferinde.

Feribottan inince yarim saatlik bir yol bizi uzum baglarinin arasindan gecirerek, dogruca Blenheim’a ulastiriyor. Gezginler tarafindan genellikle tercih edilen rota bati sahillerine gitmek uzere Nelson tarafina donmek olsa da biz once dogu yakasini gormeyi tercih ediyoruz. Daha dogrusu Middlemarch’ta bizi bekleyen sevgili dostumuzun guzergah onerisini dikkate aliyoruz. Ne demisti bize “Blenheim’dan sonra Kaikoura’ya kadar yol muhtesem Pasifik manzaralidir. Dikkatli olun, kayalara da dikkatli bakin. Belki birkac tane fok gorebilirsiniz.” Fok gorme ihtimalimizin sadece gunduz gecerli olmasi nedeniyle gece Blenheim’dan ileriye gitmemeye karar veriyoruz. Kasaba’da turlayip, uyumak icin uygun bir yer bulmak gerekiyor.

Buyuk supermarketlerine tezat bir sekilde Blenheim kucuk bir yer, aksam olunca sokaklarin hemencecik bosaldigi. Havaya yanmis odun kokusu hakim.
Daha once bahsi gecen buyuk ve ucuz supermarketlerden birine gidip eksik birkac sey aliyoruz, konserve nohut, bezelye gibi. Saskinlikla bulgur satildigini goruyoruz “bhulghur” adiyla. “Meyhane pilavi” diye aglayan Re’nin yuzu guluyor. Bulgur Turkiye’den ithal ama paketleyen yabanci bir firma. (Neden sasirmadik!?)

Ara sokaklarda dolasip, Mercimegi bir dizi arabanin arasina park ediyoruz. Disarisi cok sessiz. Emniyet kemerini cikarmak bos teneke tekmelemek kivaminda bir ses cikariyor. Neyse ki her tingirtiya perdelerini aralayan merakli gozler yok.

Ertesi sabah erkenden uyanip yola dusuyoruz yine. Kaikoura’ya giden yol tren yoluyla yan yana gidiyor. Suphesiz trenle seyahat ediyor olmak da muthis olurdu burada. Belki oyle bir degisiklik yapariz arada.
Okyanus gorununce gozumuz taramaya basliyor kayaliklari, fok goruruz umidiyle, ne mumkun. Kayaliklari taraya taraya devam edip, dinlenme noktalarindan birinde duruyoruz. Umidimiz kirilmis iyice. Hava cok ruzgarli. Belki de mevsim dogru degil. Derken kayalardan biri kipirdiyor, sonra bir baskasi. 8-10 tane foku bir arada gormenin heyecanini yasiyoruz hemencecik. Biraz uzakta iri bir tanesinin tek basina debelendigini goruyoruz. Poz veriyor bize.
Ne sansliyiz diye sevinip, uzun uzun onlari izleyip biniyoruz arabaya. Artik gozumuz taramiyor kayaliklari. Ve birden sifreyi desifre etmiscesine, gozumuz butun kayalarin ustunu dolduran sayisiz foku goruveriyor. Bir anda bir belgesel karesine girivermisiz sanki, farkinda bile olmamisiz. “Foklar suru halinde dolasan memelilerdir. Yeni Zelanda’nin guney-dogu kiyilarinda kayalarda guneslenerek, kisin az ortaya cikan gunesin keyfini surerler. Olgun bir fok neredeyse bir inek boyutundadir.” Golgede kalanlar sanki usuyor, yuzgeclerini vucutlarinin altina kistiriyorlar iyice.

Kaikoura’dan sonra yol denizden uzaklasip daglara yaklasmaya basliyor. Bir kamyonla kose kapmaca oynuyoruz, tipki Turkiye’deki gibi. Gecme seridi gelince bizi hizla gecisine hayret edip, bizden uzaklasip kuculmesini izliyoruz. Guzergah muhtesem, tadini cikarmak dururken neden hizli gidelim ki? Ilerde yol biraz daha daglara yaklasip yokuslasinca yetisiyoruz bizi saglayan kamyona. Ama o hala hizli gitmeye calismakta israrli.

Aksam saatine dogru ChristChurch’e variyoruz. Muhtemelen burada olan Subat ayindaki depremi hatirliyorsunuzdur. Guney adanin en buyuk sehrine carpan bu afet suphesiz yaralamis burayi ama isini bilir durusunu, sistematik gorunumunu ve ozunde sehrin guzelligini etkilememis. Adini koyamadigimiz bir nedenle, sehir merkezine girememis bile olsak yakinlik hissettik bu sehre. Sehre adini veren katedral ve cevresindeki buyukce bir alan yaya ve arac trafigine kapatilmis, etrafi cevrilmis ve tamamen bosaltilmis. Buyukce bir alan derken neredeyse 4 serit genisliginde 4 caddelik bir bolgeden bahsediyoruz. Tamamen muhurlenmis olsa da bu bolge, yerle bir olmus degil aslinda. Daha cok yillar once terkedilmis ve zamanla yipranmis gibi bir goruntu hakim. Yer yer cok yikilmis binalar da var ama cokukla duvari cokmus, catlamis, egilmis, catisinin bir parcasi yikilmis vb. Suphesiz binalarin yuksek olmayisinin cok payi var bu sekilde atlatilmis olmasinda.

Bu defa sehre girerkenki amacimiz oncelikle camasirhane bulmak. Jetonlu camasirhane camasir derdimizin tek caresi ve gps cihazimiz camasirhanelerin yerini bulabiliyor olsa da ChristChurch’un yasadigi felaketten, kapali yollardan ve kapanmis dukkanlardan habersiz. Ilk turda kapali yollardan biz de habersiz oldugumuz icin soyle bir sehir turu atmis sayiyoruz kendimizi. Sonra bahtsiz bedeviligimiz bizi terkediyor ve kosede Laundromat adinda bir camasirhane beliriveriyor. Aksam 9’a kadar acik olmasina seviniyoruz. Kac para oldugunu sormak icin iceri girince gorevli o aksam 7’de kapatacagini soyluyor. Haydaaa!!! Ama diyor, “acele ederseniz ben cikmadan bitebilir.” Paslasiyoruz bedeviyle. Hemencecik camasirlari makineye dolduruyoruz vakit kaybetmeden.
Ben size soyliyeyim, bu camasirhane isinde iyi para var. Yikama fiyati 2 ile 4$ arasinda degisiyor. Asil parayi kurutma kazandiriyor. Insanlar evlerinde yikayip camasirlarini, sadece kurutmak icin buralara getiriyorlar. 6 dakikasi 1$. Istedigin sureyi keyfine gore sec. 4$’a yeterli miktarda kuruyor bizim camasirlar mesela. Kambocya’da kiloyla, Tayland’da parca basina yikadiklarini dusunursek camasirlari, burasi baya ekonomik sayilabilir.

Camasirlaimizi da kosaradim yikadiktan ve gece karanliginda sehri biraz arsinladiktan sonra karsilikli iki motelin onundeki halka acik parka park edelim bari Mercimegi dedik. Hazir motelin onune parketmisken, kimsenin arabamizin yabanci olmasini umursamayacagi dusuncesiyle daha huzurlu bir uyku olacak bu gece.

As&Re 43.paralelden, Christchurch’ten bildirdi. (9 Haziran 2011)

Reklamlar
Bu yazı günce içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Kuzey guney gecisi

  1. Serdar Karahisarlı dedi ki:

    Pasifiğin ve fokların güzelliğine daldınız yazıları unuttunuz :) 9 Haziran da Christchurchte idiyseniz sanırım Dunedin’i geçmiş en güney uca ulaşmışsınızdır çoktan… Herhalde internet konusunda sıkıntılı fotolar az geliyor, ama heyacanla bekliyorum manzaraları!! Özellikle en uçtan…

  2. Mehmet Bayrak dedi ki:

    Bu guzel foklu goruntuler ve yazilariniz burada soluk almamizi sagliyor.13 haziran sabahi baska turlu nasil çekilirdi ki.İyiki varsiniz iyiki oradasiniz.Burada DNA ‘larla cok oynuyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s