Shanghai, baslarken…

Gune iyi bir kahvalti ile basladik. Nedir bu kahvalti? Tabi ki peynir ekmek. Guler anne bir kac cesit peynir getirmis ufak paketlerde, hemen hallettik ezineyi. :) Gun icerisinde gidecegimiz yerleri aksam baska planlamistik ama gerceklesen farkli oldu. Jing’an tapinagi ile basladik, Nanjing Road’da yuruduk, People’s meydaninda dolandik, Shanghai muzesini gezdik ve yemekten sonra bir alisveris merkezini in-cik yaparak otele geri donduk. DSC_3786

Jing’an tapinagi yikilip yeniden yapilan tapinaklardan. Hatta spring feste yetistirememisler bazi kisimlari, beton sivali buyuk salonlara koymuslar dev Buddha’lari. Insan kendini katli otoparkin yuksek tavanli bir katinda 10 tonluk 4 metrelik bir Buddha heykeliyle karsilasmis gibi hissediyor.

DSC_3794Ana bina bitmis. Icerdeki on kusur metre Buddha tamamen ahsaptan yapilmis bir salonda, her zamanki gibi lotus yapraklarinin ustunde huzur icinde oturuyor. Giris kapisinin sagindaki ve solundaki kulelerin icinde dev bir can ve dev bir davul durmakta. Dev derken bayaaa dev, lafin gelisi degil yani. Gozunuzu pencere araligina uydurup bakabiliyorsunuz ancak bulunduklari yere, camlar icerisi gorunmeyecek kadar kirli. Ikisinin de capi 3.5 metre. Can 7.3 ton agirligindaymis ve bir defa vuruldugunda gonku 3 dakika kadar suruyormus. Davula gerilen derinin hangi hayvana ait oldugunu merak ettik. Oyle bir hayvan olamayacagina kanaat getirince demek ki deriler dikissiz de yamanabiliyormus diye bir sonuca vardik. Cehennem zebanisine benzeyen dort yaratik sirtlarinda tutuyorlardi davulu.
Tapinak avlusunda hummali bir calisma surup gidiyordu. Malum, yilbasi icin hazirlandiklarindan calisanlara telas hakimdi.

Oradan ayrilip Shanghai’in Wall streeti denebilecek Nanjing Caddesi’ nden People’s Meydani’na yuruduk etrafa avanak avanak bakarak. Yine ayni soru dustu aklimiza, her seyin altinda-arkasinda-etiketinde ‘made in china’ yazmasina ragmen nasil bu kadar pahali olabiliyor burasi? Tekrar soyleyecegim, marka alacaksaniz buralardan almayin, cakma alacaksaniz da Eminonu’ne ya da Marmaris gibi tatil beldelerinin alisveris yerlerine gidin. Ya da terkos pasaji gibi veya Alimod gibi ihrac fazlalarinin satildigi yerleri tespit etmek lazim, yerliler bile pek bilmiyor oyle bir yer burada.

People’s meydaninda hem sanat galerisi muzesi hem Shanghai muzesi var. Gulhane’ den daha buyuk bir park olabilir burasi. Insanlar coluk cocuk parkta sereserpe yatip yuvarlanip oyunlar oynuyor, parkin tadini cikariyor. Bizse gunese ragmen kirilmayan soguk ve ince ince dograyan gizli ruzgar nedeniyle carcabuk parkin icinden gecip dogruca muzeye gittik.

Shanghai muzesi cok kapsamli. 4 katli binada Milattan once 11-13. yuzyildan 20. yuzyil baslarinda yikilan son hanedanlik olan Qing Hanedanligi’na kadar genis bir zaman diliminde bir cok degisik konuda sergi var. Yarim gun ayirarak burayi gezdik. Bizim icin ilginc bir tecrube oldu. Daha once hic Asya’ya has bir muze gezmemisiz. Avrupa’da gezdigimiz muzelerde ya hep ronesans oncesi&sonrasi, Avrupa resim&heykel sergileri ya kilise suslemeleri ya calinti misir hazineleri ya da modern ressam&heykeltras eserlerini gorduk. Ama Cin hazinelerini ilk defa goruyoruz, Topkapi Sarayi’ ndaki Cin porselen takimlarini ve Mogol savas giysilerini saymazsak. Muzede resim, porselen, bronz isciligi, ahsap isciligi, para, el yazisi parsomenleri, taki, kiyafet, maske, savas aletleri, muhur gibi sergi salonlari vardi. Bazi salonlar kapaliydi.
Muze cok carpiciydi. Gordugumuz butun muzeler son bin yila aitti ya da hoyuklerden ve yunan mitolojisinden cikma kirik canak comlek doluydu. Halbuki burada gozlerimize inanamadik. Adamlar 2000-3000 sene once ne ince isler, ne sasali nesneler yapmislar. Herseyde 3 boyut durumu var, gorunmeyecek kadar minik detaylar, birbiri icinde gizlenmis saklanmis tutunmus figurler; ilk anda karman corman, ince ince bakinca fazlasiyla ayrintili. Olay 2 boyutlu misir figurleri ya da cok renkli ronesans resimleri gibi degil, oyma kesme dokme isciligi. Resimler renk cumbusu degil, “yanlis yaptim bir kat daha kalin yagli boya vurdum mu duzelir” seklinde degil tek firca darbesi ile inanilmaz 3 boyutlu manzara resimleri ya da hayvan tasvirleri var. Muhur odasinda bir suru mermer ya da yes’m tasi (jade) degisik muhurler vardi ama biri ozellikle cok etkileyiciydi. Onune kocaman buyutec mercegi koymuslar, “Nedir sanki, bir de onune mercek koymuslar” diye geciyor insanin icinden. Normal bakarken pek anlasilmiyor, buyutecten bakinca ise anliyorsun ki adam parmak kadar tasa kildan ince cizgilerle dunyanin hikayesini resmetmis.
Yazi parsomenleri, biz kadim dovus ustalari filmleri izlemis genclerin hayal gucunde degisik anlamlar buluyor. Usta bilmem kimin ogretisini anlatan bir duvar rulosunun yaninda “… Usta bilmem kim su doneminde bunu 10 senede yazmistir, falanfilanfalanfilan…”. yaziyor. Hemen aklimiza ‘Hero’ filmi geliyor, ‘Kirik Kilic’ abi kilic kelimesinin yazilisinin bilinmeyen 19.(?) yolunu buluyordu. Bir kelimeyi degisik anlam ve duygu yuklenmis hecelerle kurarak o kelimeye duygu yukluyorlarmis anladigimiz kadariyla. Atiyorum; -ki- hecesi 20 farkli anlamli 20 farkli karakterle yazilabiliyor, -lic- benzer bir sekilde olsun. Sevgi yuklu -ki ile toplum yuklu -lic hecesini birlestiriyorsun oluyor ‘herkese sevgi’ manasi yuklenmis ‘kilic’ kelimesi. Ama oyle her -ki her -lic in yanina gelemedigi icin ya da ust uste yazilamadigi icin cok ugrasmak gerekiyor ozunde kuvvetli seyler yazmak icin. En azindan benim hayal gucum bu isi bu sekilde canlandiriyor, belki de sacmalamisimdir :P, Yuce Gugil’a sormak lazim ama arastiracak vaktim yok su ara. Biri beni dogrular mi acaba :). 10 senede yazmis usta 20 tane heceyi kelimeyi. Tabi cevirileri de yok oradaki siirlerin ya da ozlu sozlerin ayni duyguda ceviremeyecekleri icin.
Porselenler cok ilgimizi cekmedi ama orda da cok degerli seyler oldugu belli. Sanki porselenleri de sirf ustune resim yapabilmek icin oylesine buyuk ve genis yapmislar, her biri birer tablo gibi boyanmis. “Hani benim evimde olsa boyle birsey, sus deyip vitrinde tutarim sadece” denecek turdeydi sergilenen her porselen nesne, estetik bicimlerde sekillendirilmis, yine ince ince islenmis, suslenmis, boyanmis. Tabii ki ejderha figurleri dikkat cekici miktarda cogunlukta.

Bunca dolandiktan sonra kurt gibi ac bir sekilde yemek arandik. Resimli ve ingilizce menulu bir yeri bulunca atladik. Anne cok sansliydi, ilk defa tavuk sis ve pilav diye birsey gorduk, o da burada denk geldi. Boylece secmekte yorulmadik. Biz de yine asliyla bir kor atis yaptik deniz mahsullu ama bilmedigimiz soslarla yapilmis bir pirinc noddleina. Geceyi biraz alisveris merkezi gezerek tamamladik. Yorucu bir gunun ardindan yarin icin calismaya ve dinlenmeye odaya donduk.

Muze resimleri icin bknz: Shanghai Muzesi

As&Em Shanghai’dan bildirdi.

Reklamlar
Bu yazı Çin, günce içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s