Cin’de 2. gun, @Guangzhou

Bu sabah da erken kalkmakti niyetimiz ama saati erteleye erteleye 8’den 9 bucuga varmisiz. Demek ki bunye henuz tempoyu oturtamadi, alti ustu hergun 10-14 saat kadar yuruyup, geceleri de dersimizi calisip bir sonraki gunu planlayip, tekrar esyalarimizi toplayip sabaha hazirlaniyoruz :)

Odadan cikip, aksamki sicak su rezilligine asagida biraz soylenip hostelden ayrildik. Dogruca tren istasyonuna gittik. Trenimiz aksam 7 bucukta. Dun emin olmak icin gittigimiz gorevli bize “6’dan gece kalmayin, burayi goruyorsunuz” demisti dikkate alacagiz. Zaten burayi goruyorsunuz dedigi saatte de akin akin insan geliyordu giselere ve etrafin goruntusu multeci kampini andiriyordu.
Istasyona cantalari emanete 40 paradan teslim ettikten sonra (1 turk parasi 4 cin parasi, yeri gelmisken soyleyim 1 turk parasi 5 hong kong parasiydi) gece planladigimiz sehir rotasini kostura kostura yapmaya basladik. 7-8 saatte gormemiz gereken 6-7 yer var.

Six Banyan Temple: ms 537lere dayanan budist tapinagi. Adini aslinda tapinakta bulunan 6 kadim Banyan agacindan almis, bugune sadece 2 tanesi gelebilmis. Peygambere adanmis cami: ms 627 Hz Muhammed’in amcasi hediye olarak o zamanki Cin kalina yapmis , puruzsuz minareli. Demek ki Cin’in gecirmeyen duvarlari musluman misyonerleri tam eleyememis. Temple of the five Immortals: 1377 yillara dayanan bu Taoist temple sehrin bekci tanrilarinin bu dunyadan ayrilmadan evvelki son yeri imis, 5 tane tas birakip gokyuzune yukselmisler. Nanyue kralinin mezari; 1983 yilinda tesadufen bir insaat temelinde bulunan 2000 senelik bir mezar, icinden tum hizmetkrlari ve esyalari ile birlikte cikiyor kral amca. Kim oldugunu elindeki muhurden (seal) anliyorlar. Devasa bir mozole yapmislar mezarin ciktigi yere, icine bazi sergiler yerlestirmisler. Orkide bahceleri, 200 cesit orkidenin onbinlerce saksida bir tropik ormanlikta yetistirildigi bir park ve karsisinda Yuexiu Park. Bizim Gulhane gibi bir yer icinde ne doneme ait oldugunu bilmedigim bazi anitlar ve 1300lu yillardan kalma Zhenhai Tower var. Sehir muzesine, sanat galerisine, 1-2 tapinaga ve bir baska dovus tapinagi olan Chen Clan tapinagina ise zaman ayiramadik ne yazik ki.

Biraz kosarak da olsa hicbir saniyemizi ziyan etmeden her yere yeterli zaman ayiraraktan bu turu tamamladik. Insanlar butun gun yine bize guler yuz gosterek nese kattilar. Ama bugun biraz daha yorucuydu kalabalik acisindan. Dolastigimiz yerlerin bircogu pazarlari ucretsiz oldugu icin igne atsan yere dusmicek anlar oldu. Merkezi yerlerde dolasmak zor oluyormus.

Guangzhou sehri modern bir sehir sayilabilir. Hong Kong kadar kotu kokmadigini sanirim soylemistim. Insanlari cok merakli, 2 kelime bile ingilizce bilseler onu soylemeye calisiyorlar. Metro sistemi cok basarili, metro trenleri coook uzun, ucu bucagi gorunmuyor. Ayni sekilde Hong Kong’da da dikkatimizi cekmisti, vagonlar ayri ayri degil koridorlarla bagli. Bir uctan baktin mi diger ucunu goremiyorsun neredeyse, o kadar uzun. Buna ragmen tabii ki tika basa dolu. Ne kadar modern de olsa insanlar yeni yeni metropollesiyor, uyum sagliyor, gorgu kurallarini ogreniyor. Etrafta duvar diplerine tukurmeyin diye tabelalar var, resimli yazilarla yasliya-hamileye yer verin, yemek yemeyin, kapiya merdivene dikkat edin gibi uyarilar var. Her yerde benim kadar harflerle ne oldugunu anlamadigimiz uyarilar asili, insanlari bir sekilde egitmeye calisiyorlar. Zaten her yer polis dolu ve taskin anlarda hizzaya sokuyor insanlari. Gectigimiz yil Asya Oyunlari’nin Guangzhou’da yapilmis olmasi ilerlemede bir hayli etkili olsa gerek. Heryerde hala “Asya Oyunlari 2010” afisleri duruyor. Belki de buna borcluyuzdur metrodaki latin alfabesiyle yazilmis durak isimlerini, cadde isimlerini okuyabilisimizi.

Son dakikaya kadar gezdikten sonra “acaba yanlis mi yaptik gec mi kalacagiz” endisesine dustuk donus yolumuzdaki kalabaligi gorunce. Iki aktarma ile Dogu Guangzhou tren istasyonuna gidecegiz, bavul alip, yemek yiyip, gocmen kampinin ortasindan gecip trene binecegiz, olme essegim olme. Neyse ki hersey tikirinda gitti, Istanbul’da normalde yemedigimiz halde burda garanti yemek gozuyle baktigimiz KFC den bir menu paketletip, cantalari alip dogruca trene gittik.
Trenin binis peronu degisti son anda ve kim bilir kac bin kisi topluca bir yerden baska bir yere gittik. Cok zorluydu, hani derler ya seytan taslama yolunda kolundan Rolexin dusse egilip almayacaksin, ezilirsin diye, iste oyle birsey. Yekpare bir kalabalik topluca koridorlardan yonlendirilerek goturuluyordu. Ellerde cuvallar, bavullar, battaniyeye sarilmis bebekler, cocuklar; goc filmleri gibi…

Vagona vardik once korktuk cunku yatakli ama kompartmanli degil vagonlar. Yani kompartmanli ama kompartmanlarin kapisi yok. Bir koridor var, koridor boyunca kapisiz odaciklar her birinde 3+3 ranza, herkes koridorda yemek yiyor, yatanlarin ayaklari sen yururken sagindan sagindan geciyor. Sanki ogrenci yurdundayiz, silme yatak her yer :) Ama oyle koku ya da igrenclikler olmadi yolculukta (ayak kokularini saymazsak). Herkes 1 saate kadar toparlanip sessizce yatti zaten. Bizim locada 3 bayan 1 erkek vardi, AS orta katta yatarken onun karsisindaki kizin zirt pirt cekirdek citlemesi ve hopurdeterek kola icmesi disinda bir sorun yoktu. Yan kompartmanda Halil Ugur Sayis vardi bolca onunla selamlastim ama beni pek hatirlamis gibi degildi, Urfaya gittikten sonra boyle oldu herhal :P Zaten her yer ugur-ugurcuk ya da Devrim ya da tanidigimiz bir kac baska arkadaslarimizdan dolu :P

Neyse sonuc olarak 13 saatlik yolculugumuz acisiz sancisiz gecti ve sag salim sabah 8 bucukta Nanchang sehrine vardik. Bizi soguk, kalabalik ve komunizm karsiladi. Bakalim bugun nasil gececek.

Su dakka bu yaziyi bitirirken bir yandan yaban mersini kurusu yiyoruz ve bunu yanimiza katik eden arkadasa ayriyetten tesekkur ediyoruz :)

Reklamlar
Bu yazı Çin, günce içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Cin’de 2. gun, @Guangzhou

  1. Mehmet bayrak dedi ki:

    Yazdıklarınızı okumak bana keyifli bir meşgale oldu.Aynen devam.gözlerinizden öpüyorum.

  2. Gökçe dedi ki:

    sizi izlerken ben yoruluyorum şekerler :) ama tempo! tempo! tempo! demekten yine de kendimi alamıyorum.. :))
    öperim

  3. Timur dedi ki:

    Gercekten bu nedir yahu kafamda canlandirirken bile yoruldum… :D

  4. Emre Özbilgin dedi ki:

    bu yazılardan kitap olur arkadaşlar , hiç bu kadar keyifle birşey okuduğumu hatırlamıyorum! Süpersiniz! :) yanlız kötü yanı şu ki,, hani lost izlerken 3-5 bölüm biriktirip hemsini birden izlemeye kalktığımız günler vardı ya bitince ne yapacağımızı şaşırıp,,dudaklarımızı, tırnaklarımızı yediğimiz, o durumdayım şu anda :) sakın bizleri ihmal etmeyin :)P keyifli yolculuklar eğlenceli deli dolu maceralar size!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s